Her insanın fıtratında, belli başlı duyguların yoğunluğu hâkimdir. Zira insanı diğer canlılardan farklı kılan aklı ve duygularıdır. Duyguların insan fıtratında var olması her ne kadar güzel şeyleri hissettirse de kimi zaman olumsuzluklar da meydana gelmektedir. Önemli olan o duyguları doğru hangi yöne doğru çevireceğimizdir. Kimi zaman başarıyı kimi zaman da başarısızlığı beraberinde getirse de bazen hissedilen o duygularda hâkimiyet kurulmadığı zaman olumsuz sonuçlar doğurabilir. Duygular fark edilmeden bazen kişinin zaafları haline de dönüşebilir. Hatta belki de en olmaz hatalara sürükleyebilmektedir.
Şöyle bir gerçek de var ki; dizginlenemeyen aşırıya kaçıp üzerinde hâkimiyet kurulamayan her düşüncenin mutlaka kötü sonuçları olmaktadır. Genele baktığımızda da çoğu kişinin imtihanı duygularına esir olduğunda meydana geliyor. İnsanoğlu yaptığı hatalarda imtihan edilmektedir. Bu da şunu gösteriyor bize, insanın duyguları onun imtihanı da olabilir…
Ve halk dilinde bu durum daha da masumlaştırılarak "Bu benim zaafım" denilerek genel geçer bir çatının altında toplanıp herkes tarafından kabul edilip buna tolerans gösterilmesi beklenilmektedir.
Hâlbuki zaaf dediğimiz şey; insanın iradesini kullanamadığı takdirde kendisine söz geçiremediği en can alıcı noktalarıdır. İnsan duygularına söz geçirmeyi, gerektiği takdirde kendisini frenlemeyi öğrendiği zaman, zaaflarının kurbanı olmamış ve hataya düşmekten sıyrılmış olur.
Şeytanın kibir duygusu ile melek sıfatından iman edenlerin düşmanı sıfatına düşürülmesi, Hazreti Âdem’in oğlu Kabil'in Allah Teâlâ’nın ve babası tarafından sevilmemesi de onun kardeşi Habil’e olan kıskançlık duygusunu teskin edemeyişinden kaynaklanmaktadır.
Firavunun saltanatını kaybetme korkusu ile iman etmemekte ve kendisine iman etmeyenlere de zulüm de aşırıya gitmesine sebebiyet vermiştir. Hz Muhammed sav döneminde bazı sahabelerin savaştan korkup kaçması ile onların Allah katında kınadığını dair ayet inmesi, Hz. Yusuf’un zindanda kalıp unutulma korkusu ile Allah Teâlâ tarafından bir hüküm gelmeden, bir hükümdardan yardım beklemesi gibi…
Görüldüğü üzere korku, hırs ve kıskançlık duygularının meydana getirdiği sonuçlar üzerinde birçok örnek sayabiliriz. Bu duygular, insanların istediğini elde edemediği takdirde birçok kez yanlışa düşmesine neden olmuştur. Bundan dolayıdır ki her işimizde olduğu gibi duygularımızda da kararında ve orta halli olmak en doğrusu olacaktır.
Sonuç olarak duygular, insanların iradesinin dışında gelişme gösterse de insan istediği takdirde bunlara hükmedebilir. Olumsuz duyguların insandaki masumiyeti ve başarıyı yok eder. Çünkü insanların üzerinde devreye iradesizlik(kontrol dışı davranışlar) girdiği zaman, hataya düşüp mutlaka onunla imtihan edilirler!
İnsanlar duygularına yönelik iki ihtimal içindedir. Ya tam teslimiyet ya da hakimiyet… İnsanoğlu iyi duygularının devamını kötü duygularının da terbiyesi edilmesi üzerine hakimiyet kurmalıdır. Ve her insanın imtihanı kendisine söz geçiremediği zayıf noktalarından başlar. Ve de her koşulda insan içinden geldiği her duyguya göre değil, din ile bağdaştırdığı fıtrat ile kendi hayatına yön verdiği takdirde kazanır.
Sena Güntürk
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...