Sen "Nasılsın?" Desen...

Sen "Nasılsın?" Desen...

Mesela şimdi yazsan hani yazmazsın da diyelim ki “Nasılsın?” diye yazdın. İçimde fırtınalar kopsa sussam, dakikalarca hatta belki saatlerce o mesajın güzelliğini seyretsem... Fakat seni de o kadar bekletemem. Desem ki sana; sensizim, yıkılmış bir viraneyim... Nasıl olduğumu bilmiyorum sen gittiğinden bu yana, yaralarım her sabah ve akşam günaşırı durmadan kanıyor, buna çare bulamıyorum gülüşünden başka desem.

Sen tam cevap verecekken ben devam etsem.

Meğerse bu hayatta aldığım nefesin değer haznesi sensin, eksikliğin yorsa da beni sadece öyle değilmiş. Ruhen ağır bir yara aldığımı fark ediyorum, hani yuvası bozulmuş serçe misali, vazgeçilmeyen özgürlük değil onu anladım sevdana tutsak olduğumda sensizliğin girdabında. Elin değdi mi elime tüm yaralarım, ağrılarım ve cümle eksikliklerim tamamlanırmış, fark edemedim...

Şayet gözlerin yine değerse gözlerime sensizliğin kuruttuğu tüm çiçeklerim yeşerecek, en olunmaz yerde açan zambaklar dahi bizimle her yerde var olacak, yağmur diye mutluluk gözyaşlarımız akmalı köklerimize, manzarası sen olmayan hayatın güneş görmeyen toprak misali yok olur tüm ruhu, alsın beni benden sesin yoksa hayatımın her zerresinde...

Evet, sen nasılsın dediğinde ben sana nasıl yandığımı, sevdana tutulduğumu ve nasıl da umutlara tutunduğumu anlatacağım sana...

Evet, sen nasılsın deyince belki paramparça olmuş yüreğim yine dağılıp kahrolacak ama sen yine de sor “Nasılsın?” diye. Bir ömür yetecek mutluluk salgılar üç saniyelik sesin...

 

Muhittin Uymaz

0 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ