Sana Dair
Yine başladım yazmaya, durduramadım kendimi. Engel olamadım düşüncelerime, aklımı kemiren ihtimaller zincirine. Ne sesini duyabiliyorum ne gözlerine bakabiliyorum. Issız bir çölde kurumuş vahada su bekleyen yolcuyum.
Ne senden bahsedebiliyorum ne adını zikredebiliyorum... Şair Nurullah Genç'in dediği gibi; "Adını söylemek istemiyorum her hecesi amansız bir kor dudaklarımda her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım adını söylemek istemiyorum rüveyda dediğim zaman anla ki, senin için yürüyor kelimeler çığlığımın atardamarlarından..."
Ben de sana kızımızın adıyla yani Asel diye sesleneyim. Asel dediğim zaman anla beni. Tüm şiirlerin yazıldığı sen ol isterdim hep...
Hep kalbim derdim sana, kalbimi söküp alarak gideceğinden habersiz... Ve gün geldi gittin, ardında kalbimin tüm zerrelerine hükmedip... Tesadüfen dâhi bir yerde adın geçerken gözlerimin dolduğu, rüyalarımda hissettiğim nefesinden sonra gerçeklerin yüzüme buz gibi çarptığı günlerde kimse anlamasın diye her aklıma geleni dökerken ortalığa, sen en güzel anlarını yaşıyorsun belki de sensizliğin çukurunda kahrolduğumdan habersiz...
Bunlar sitem degildi yüreğimi ferahlatan gülüşün sahibi, bunlar hâlimi arz ettiğim mektuplar serisinin ilkidir. Çok zaman oldu sana dair yazmadığım, konuşmadığım... Korkuyordum, çıkıp sana gelmekten... Karşına çıkmayışımın sebebi sevmiyor oluşumdan değil aksine üzülme diyeydi...
Amansız bir yalnızlık üfleyen pencereler diyor şair, evet öyle bir hayat bıraktın gidişinle hayatıma bıraktığın fırtınada...
Sen yoksun, ben kayboldum rehbersiz kalan yolcu gibi...
Serdar Yolcu
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...