Kürd Meselesine Yaklaşım
Kürd Meselesi ve Ortadoğu’nun Çıkmazı
Ortadoğu’da siyaset, anlık reflekslerle yürütülecek bir alan değildir. Burada atılan her adım, onlarca yılın yükünü taşır; her karar, geçmişin ve geleceğin kesiştiği yerde anlam kazanır. Özellikle Kürd meselesi, bu coğrafyanın en sancılı, en ertelenmiş ama aynı zamanda en çözülmesi gereken sorunlarından biridir. Bugün gelinen noktada şunu açıkça söylemek gerekiyor: Kürd meselesini yalnızca güvenlik meselesi olarak ele alıp tek dosyaya sıkıştırarak çözmek mümkün değildir. Bu mesele, toplumsal, kültürel ve sosyolojik bir zemine oturuyor. Çözüm de ancak bu gerçeklikleri esas alarak gerçekleştirilebilir.
Çözüme Doğru!
Bölgedeki devletler genelde meseleyi bir “güvenlik sorunu” olarak görüyor. Türkiye, İran, Irak, Suriye… Hepsi kendi sınırları içindeki Kürd nüfusunu bir tehdit algısıyla değerlendiriyor. Bu yaklaşım kısa vadede bazı dengeler sağlayabilir ama uzun vadede çözümsüzlüğü derinleştiriyor.
Benim bakışım farklı:
Sorunu çözmek için diyalog, temsil ve adil bir siyasi uzlaşı şart. Kürdlerin meşru yapılarıyla, örneğin Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile oturup konuşmak gerekiyor. PKK gibi örgütleri bu yapılarla karıştırmak büyük bir hata. Çünkü bu yanlış algı, hem Kürdlere haksızlık hem de çözümün önündeki en büyük engel. Yerel Çözümler, Kalıcı Barış Bir başka mesele de şudur: Kürd sorunu, Batı’nın masa başında vereceği kararlarla çözülemez. Washington’da, Brüksel’de ya da Moskova’da yazılan senaryolar bugüne kadar bölgeye huzur getirmedi. Çözüm, ancak bölge insanının inisiyatifiyle, yani yerelden yükselecek bir iradeyle mümkün. Peşmerge’nin PKK’nın manevra alanını daraltması ya da sivil yerleşimlerin korunması gibi örnekler bize şunu gösteriyor: Güvenlik aktörleri bile ancak halkın huzurunu öncelediklerinde meşruiyet kazanıyor.
Ortadoğu Politikalarında İstikrar Kürd meselesine dair bu yaklaşım, aslında Ortadoğu politikasına bakışımla da örtüşüyor. Çünkü bu coğrafyada günlük taktiklerle ilerlemek, kısa vadede güç gösterisi gibi görünebilir ama uzun vadede zarardır. Ortadoğu sabır ister, feraset ister. Stratejik derinliği olmayan hiçbir hamle kalıcı sonuç üretmez.
Fikirler hep canlıdır o sebeple politikalar da istikrarlı olmalıdır. Bölgesel iş birlikleri, dış müdahalelerden çok daha etkili ve sürdürülebilir çözümler sunar. Türkiye, Irak, IKBY gibi aktörler arasında kurulacak dengeli diyaloglar, hem güvenliği hem istikrarı sağlayabilir.
Sonuca Dair...
Bugün Kürd meselesine dair hâkim yaklaşım hâlâ güvenlikçi ve rekabetçi bir çizgide ilerliyor. Fakat bu yolun sonu tıkanıklıktır. Oysa biz biliyoruz ki gerçek çözüm, önyargısız bir diyalogdan, toplumsal gerçeklikleri kabul etmekten ve sivil toplumun güvenliğini öncelemekten geçiyor. Ortadoğu’nun geleceği, dış güçlerin değil, bu topraklarda yaşayan halkların elinde şekillenecektir.
Kürd meselesi çözüldüğünde, sadece Kürdler değil; Araplar, Türkler, Farslar ve bütün bölge nefes alacak. Çünkü kalıcı barış, ancak bu irade ile mümkündür. Bu sebeple bölgesel bir meselenin aslında küresel boyutta bir etki meydana getirdiğini görebiliyoruz. Bu etkinin uzun yıllardır hem Kürdlere hem de diğer milletlere hiçbir olumlu yanı olmamıştır.
Hep birlikte varoluşsal gerçeklikleri kabul ederek birlikte yaşamayı ve birbirimizin haklarına tecavüz etmeden saygı çerçevesinde yaşamamız bizi Avrupa dediğimiz birkaç asırlık medeniyete doğru götürecektir.
Muhittin Uymaz
0 YORUMLAR
Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...